tribune etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tribune etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Eylül 4

Tribün Redemption

Galatasaray'ın Beşiktaş'la oynayacağı ''derbi'' mücadelesinin bilet fiyatlarını görünce afallayıp bu postu yazmaya mecbur kaldım. Eskiden 3 büyük takımın bilet fiyatları çok farklı değildi, normal maç ve büyük maç tarifeleri birbirine yakındı. Son gelinen noktada; Fenerbahçe'nin Kasımpaşa ile iç sahada oynayacağı maçın biletler, Galatasaray'ın Fenerbahçe ile iç sahada oynayacağı maçın biletinden pahalı. Fenerbahçe taraftarının Sion maçında açtıkları pankartın altı biraz daha doluyor böylelikle.
Aşağıda örnek fiyatlar var;

Fenerbahçe - Manisaspor;
Türk Telekom ve Migros kale arkası tribünü: 55 TL
Fenerium üst H-I BLOK : 110 TL
Fenerium üst E blok: 154 TL
Fenerium alt G blok: 165 TL
Fenerium alt B-F blok: 215 TL
Fenerium alt C-E blok: 255 TL
Fenerium alt D blok: 265 TL

Beşiktaş - Gaziantepsor;
Eski Açık: 30,00 TL
Yeni Açık: 35,00 TL
Kapalı Alt: 70,00 TL
Kapalı Üst: 100,00 TL
Numaralı Kenar: 120,00 TL
Numaralı Orta: 150,00 TL
VIP Alt A-F: 150,00 TL
VIP Alt B-E: 175,00 TL
VIP Alt C-D: 200,00 TL
VIP Üst A-F: 200,00 TL
VIP Üst B-E: 250,00 TL

Galatasaray - Kayserispor;
Eski-Yeni Açık: 30,00 YTL
Kapalı Alt Grup1: 200,00 YTL
Kapalı Alt Grup2: 150,00 YTL
Numaralı Grup1: 200,00 YTL
Numaralı Grup2: 150,00 YTL

Bu da kıyas için, Galatasaray - Beşiktaş derbisi;

Eski-Yeni Açık: 50,00 TL
Numaralı Grup 1: 220,00 TL
Numaralı Grup 2: 165,00 TL
Kapalı Alt Grup 1: 220,00 TL
Kapalı Alt Grup 2: 165,00 TL

Çarşamba, Mayıs 28

Çarşı kendine karşı...

...
Yaptıkları, yapacakları, ve yapamadıkları ile Türk spor tarihinin sayfalarında yer alan Çarşı grubu, "Kulübün önüne geçiyor" eleştirilerine son vermek için de kendi tarzı ile hareket etti ve kendisini feshetti.
Beşiktaş Kültür Merkezi'nde Çarşı grubu için yapılan "Asi Ruh" belgelisinin galasında konuşan, grubunun lideri Alen Markaryan, Çarşı'nın kendini feshettiğini ve artık Çarşı diye bir grup olmadığını açıkladı. Markaryan, Çarşı'nın Beşiktaş Kulübü'nün önüne geçtiği eleştirilerinden yakındı.
...

yorumsuz / resimsiz...

Çarşamba, Ekim 3

Ultras *Tifo

İtalyanca tifosi'nin kısaltılmışıdır tifo. Fransa'ya doğru gittikçe tribunlerdeki gösteri ve koreografi anlamına kaymaya başlar kavram. Kısaltma olarak ise torcida international fans organization adındadır ki bu da taraftar oluşumlarının öncüsü mahiyetindedir.

Tifolar önemli takımların tribünlerinde göze çarparlar. Milli maçlar, derbiler, finaller onlar için show-time kıvamındadır.Tifoların geçmişi 50 yıl kadar var neredeyse. Avrupanın güneylilerinin ellerinde büyüyp gelişmiş, İngilizler'in futbola olan katkıları doğrultusunda yayılmıştır coğrafyaya. Şimdilerde tüm Avrupa'da bir örneklerini görmek mümkün bu kategorinin üyelerinin. Her gördüğünü alma özentisi içindeki hegamonik ABD stratejisinden bahsetmeye gerek yok ama Toronto FC'nin tifo kültürünü farklı varyasyonlarda yaşatma eğiliminin olduğu da küçük bir not olsun.Tifoların tribünleri panayor yeri gibidir. Bayrak, flama, atkı, balon, pankart, konfeti, pat-pat, maskot vs. ne ararsan. Takımın renklerini barındırsın yeter. Bizdensin. Tifoların gösterileri maç gününü komple kapsamaz hiçbir zaman. En önemli, en vurucu, en etkili anı beklerler. Bu çoğunlukla takımın sahaya çıkacağı ana tekabül eder. Krallar gibi karşılanır oyuncular tifolar tarafından, ortalık bayram yerine döner. Maç daha bir güzel başlar.

Türkiye'de bu kategoriye giren ve geçen sezondan hatırımda yer eden koreografik tribün olayları;

*Fenerbahçe seyircilerinin, son İnönü deplasmanında ellerindeki küçük bezlere. yazdıkları Fener yazıları ve sarı cümbüş
*Fenerbahçe Maraton Alt Tribünü'nün karton-yazı şovları.*Çarşı'nın takım otobüsünü karşılama şenliği ve akıllara zarar pankart şovları.
*Çarşı'nın meşaleli, herkersin elinde istisnasız var olan Beşiktaş pankartları ile sergilediği koreografi.*Galatasaray'ın attığı gollerden sonraki müzik eşliğinde atkı şov.
*Galatasaray, Kapalı Üst Tribünün "malesef" son Fenerbahçe derbisi öncesi sergilediği pankart şov
...
Daha gider bu...
Güzel güzel gider. Temennimiz -şimdi olduğu gibi- içi boşalmadan gidişini sürdürmesi.

Salı, Eylül 25

Ultras

Özel bir şey anlatırken genelden başlamak adettir. Bu bağlamda Ultras'tan bahsetmek gerektiğini dsüşündüm.

Efendim Ultras en yalın haliyle özel taraftar grubudur. Güney Amerika'da ve İtalya'da ortaya çıktığını söyleyenler var. İki tarafa da saygımız sonsuz. Ultra'nın kelime anlamı radikal (Latince'de), Gruba da Ultras deniyor ve kimlik oluşmuş oluyor.

Ultras'ın tarihinde kan var, holiganlık var, sertlik var, şiddet var, tamamiyle maskülen bir duruş yani. Stadyum içinde ve dışında da organizasyonu şekillendiren ayrıntılar var. Hepsi net ve aynı şekilde sert.Tribündeki Ultras üyelerinin temel vazifeleri aslında Türk seyircisine yabancı değil.
- Şartlar ne olursa olsun 90 dakika boyunca susmamak,
- Maç boyunca koltuğu sadece ayakta durmak için kullanmak,
- İçerde veya dışarda takımı asla yalnız bırakmamak,
- Bağlı bulunduğun gruba ve tribüne sadakat göstermek,

Maçası yiyen adam, hafif sıyırmış adam, psikopatlığı bilen, hisseden adam gider babalar gibi kaydolur. Gelir, gider önemli değil. Sen yeter ki iste, seni içeri alacak bir yol her zaman vardır. Ki çoğu kulübün bu taraftarlarına özel uygulamaları mevcut.

Velhasıl sert adamdır Ultras üyesi. Ağırdır, babadır.Maç günleri Ultras için savaş günüdür. Aslolan savaştan zaferle çıkmak olduğundan tüm benlikler takıma adanmıştır.
Grubun yeri her bellidir, kimse ghidip de orayı işgal edemez. Ultras'ın orada var olduğunun anlaşılması için klasikleşen metaforlar kullanılır. Bir Che posteri, No al Calcio Moderno bannerı, takımın logosu, efsane oyuncunun bakışları. Rakibe de korku salarlar, diğer tribünlere de.

Ultras maç öncesinde rakip kovalar, kan ister. Vurmak ister. İşin içinde isyan ve aykırılık vardır çünkü. Holiganları mı Ultras besler, Ultras mı holiganizmden ilham alır yoksa bunlar aynı kapıya çıkan ara yollar mıdır, yoruma açık.
...

Çarşamba, Eylül 19

Amigo Orhan vs Amigo Orhan

Belki de yeryüzünün transfer teklifi alan ilk amigosu. Es-es'i efsaneleştiren, adı tribüne verilen adam. İşi abartıp Anadolu'ya futbolun yayılmasında önayak olan adam Orhan'dır diyenler var, bilmiyorum ne derece doğru.
Bu tip adamlar hep uçlarda yaşarlar. Ya çok iyidirler, ya da berbat. Ya sevdikleri için yapıyorlardır bize göre, ya da bütün riyakarlıklarını takınarak şov dünyasında yer almak için.Es-es'li Orhan için yazılmış bir yazı;
"es, es, es... ki, ki, ki... es-ki, es-ki, es!.."
Dinamit gibi patladı bu slogan. 10.000 kişilik müthiş bir koro seslendiriyordu bu melodiyi...
onlar; eskişehirspor'un taraftarlarıydı. ve bir orkestra şefleri vardı: amigo orhan.

"amigo" sözü ilk defa orhan ile tanındı. 10.000 eskişehir taraftarı new york senfoni orkestrası kadar falsosuzdu. çünkü amigo orhan harika bir maestroydu. türkiye'de ilk ve tek. orhan bir beyfendiydi. amigo sözcüğü de gerçek anlamında kullanılıyordu: dost, arkadaş.. yâni: dost orhan'dı... eskişehir taraftarı da dostlar!..

1968 yılının şubat ayında eskişehir'den 10.000 taraftar yola çıktı. tren ve otobüsle istanbul'a aktılar. şöyle sloganlar atıyorlardı:

-siyah kırmızı, anadolu yıldızı.
-istanbul'da paşabahçe, sıra sende fenerbahçe.

inönü stadını dolduran 10.000 taraftar fenerbahçe'yi yeneceklerine inanmıştı. ya fener, ya eskişehir. kazanan şampiyonluğa gidecekti. iki takımın taraftarı yeri göğü inlettiler. iki efsane teknik direktör fener'de molnar, eskişehir'de abdullah gegiç.

sonuçta fenerbahçe 3-0 kazandı. 10.000 taraftar tek olay çıkarmadan eskişehir'e döndü. fenerbahçeliler ile aynı şehir hattı vapurlarıyla anadolu yakasına geçtiler. güle oynaya, kardeşçe... bilmem anlatabiliyor muyum?...

Tevfik yener, sabah, 19.12.1999
...

Bir de Beşiktaşlı Orhan var, Amigo Orhan. Beşiktaşlı duruşunu tribünde yönlendiren çakma Orhan.Para alıp bu uygunsuz hareketi yaptığını söylerler. Mustafa Denizli'nin üzerine insan ötesi bir huşu içinde uçuyor cengaver. Parayı işten sonra alacak anlaşılan.
Youtube'daki yorumlardan da buraya alayım;
- 10 yıldır kafa atarım böyle kafa görmedim...dayı ellerinden öperim ustamsın.
- Birininde Fatih Terimin ustune boyle ucmasi lagzimdi Malta macindan sonra.
Ekşi'de de aynı kafayı Şenol Güneş'e atmasını isteyenlere rastladım. Garipsedim tabi.

Pazar, Ağustos 19

Genç Fenerbahçeliler !!!

Bu haftanın basın klişeleri Fenerbahçe'nin Gaziantepspor karşısındaki genç kadrosu etrafında şekillenecek. Biz de hafiften dem vuralım istedik. (Bu arada en güzel yorum Mehmet Demirkol'un ''Fenerbahçe Oftaş'' yorumu idi)

Fenerbahçe ''deli&dahi'' konseptli teknik direktörlerden bir türlü kurtulamayacak anlaşılan. Lorant, Daum derken şimdi de Zico. İtiraf edeyim, bu kadarını ben Mourinho'dan bile beklemezdim. En çılgını bizim sakin Zico'ymuş meğer2002 - 2003 sezonunda Aziz Yıldırım'ın gençleştirme hamlesi geldi gözlerimin önüne Saraçoğlu'nda maçı izlerken. Kemal, Servet, Semih, Selçuk, Mahmut Hanefi, Serkan, Tuncay, Volkan... O zamanlarda vitrine çıkmaya başladı bu çocuklar. Genceciklerdi ve gelecek vaad ediyorlardı. Tamam budur dedirten bir Tuncay var şimdi onca teknik yetersizliğine rağmen o gençlerin arasından.

2003'ün genç kadrosunun temellerini oluşturan Volkan, Kemal, Semih ve Selçuk dünkü Gaziantep maçında da sahadalardı ve üzerlerine yüklenen misyon ironik bir şekilde hala aynıydı. Takımın geleceğini garanti altına alması beklenen gençler. Genç Semih'e ve onun misyonuna alışmıştık da diğer gençleri görünce bir garip oldum açıkçası.
...
Sene 2007. Kadro yine gencecik, gelecek vaad ediyor.
Kalede yine her zamanki Volkan. GÜzel golleri izlemeyi seviyor.

Defans bloğunda; Eski Rizeli, Çalımbay'ın türk futboluna armağanı Yasin, Kolejli Oftaş'ın kolej çocuğu Gökhan, Melih Gökçek'in en önemli icraatı Vederson ve 2 metrelik boyuna rağmen her topa ayak uzatma hastalığı içindeki, altyapı mahsülü Can Arat.
***: Gökhan Gönül ve Can Arat bir süre daha pişmek zorundalar. Vederson'un şanssızlığı Carlos'la kapışması, Yasin ilk 11'i zorlar.

Orta alanda; 2002'de yeni Tugay olarak lanse edilen ve ısrarla Tugay'a yanaşması beklenen Selçuk var. Selçuk'un yanıbşında, 5 yıldır sadece maaş günleri Fener'de olduğunu hatırlayan, kameralara antrenman kıyafetlerinden başka bir kıyafetle yansımasına hasret kadığımız Kemal Aslan görev alıyor. (forma bu çocuğa yakışıyormuş meğer) Sağ kanatta Anelka'nın ruhunu geri getiren fuleli Colin Kazım, sol kanatta da Tuncay'ın 2 beden küçüğü, bal yapmayan arılara hasret bırakan Uğur Boral. Forvet arkasında da şu ana kadar heyecanıyla göze çarpan ancak beklenmedik derecede sakin bir oyun sergileyen, ayaklarına hakim, yeni Oğuz adayı Ali Bilgin.
***: Uğur Boral dışındakiler ilk 18 içinde kalmalılar. Kazım'ın adam geçmedeki rahatlığı, fuleli adımları ve sağlam fiziği onu ilk 11 potasına sokar. Ali Bilgin'in klası üst düzeyde, Kemal ve Selçuk da ''olsun artık'' dedirtecek türden. (5 yıldır buradalar, olsun artık)

Ve forvet; Yılların Genç Semih'i. Ne Kezman, ne de Deivid onun bu performansını yakalayamadılar iki sezondur. Gol yollarında etkili olan Fenerbahçe orta saha oyuncularına top indirecek, kaleye sırtı dönükken de defansı darmadağan edebilecek, hava toplarına hakim, fırsatçı ve son vuruşları düzgün bir forvet profili çizdi. Nitekim ilk golde defansın ardına sarkıp asist yapması, ikinci golde Jardelvari fırsatçılığını konuşturması onu çok iyi özetliyor.
***: Semih banko ilk 11 oyuncusu olmalı.
İşte Yedek kuvvet Genç Fenerbahçeliler. Fenerbahçe'de pabuç pahalı bundan sonra. Bakalım daha neler olacak.

Salı, Ağustos 14

Çarşı Sinan Engin'e karşı! (idi)

Scheriff maçının arifesinde Yıldırım Demirören futbol idaresini şöyle bir karıştırdı, Ali Gültiken'i yolladı yavaştan ve yerine Sinan Engin'i koyverdi. Bu proje sezon başında gerçekleşecekmiş de ''kombineleri satalım sonra itiraz edilse de koymaz'' hesabıyla bekletilmiş.

Scheriff maçında Çarşı son kez menajer olarak sahaya çıkan MAF'ın Ali'sini bağrına bastı, mesajı verdi Demirören'e. Demirören bildiğini okudu, Alen ve tayfası da öyle. Konya maçında ''Çarşı, Sinan Engin'e karşı'' pankartını gördük kapalıda.

Hah, işte şimdi patladı derken bir baktık Alen'le Sinan Engin kolkola çıkmışlar basının karşısına. Ertuğrul Sağlam'ın huzurumuzu bozmayın mesajına uyup yelkenleri indirmişler.
Şimdi Çarşı kime karşı ben çıkamadım işin içinden. Alen kimin adamı, Baba Hakkı'nın ruhu kime emanet, Beşiktaşlı duruşu tam olarak nasıl bir şey?

Şenol Demirağ anlatır ancak hepsinin içyüzünü ama o da locadan bir türlü inmiyor ki tribüne.